Savaş suçu dünya çapında insanların dikkatini çeken bir konudur. Uzun zamandır çok çeşitli görüş ve bakış açıları üreten bir tartışma, tartışma ve analiz konusu olmuştur. Günlük yaşamın çeşitli alanlarındaki önemi ve etkisi onu herkes için güncel bir konu haline getiriyor. Bu makalede, Savaş suçu ile ilgili temel hususları inceleyerek toplum üzerindeki etkisini, zaman içindeki gelişimini ve konuyla ilgili mevcut farklı konumları ele alacağız. Bu derinlemesine analiz aracılığıyla, Savaş suçu'e kapsamlı bir bakış sunmayı ve kapsamının ve günümüzdeki geçerliliğinin daha eksiksiz anlaşılmasını sağlamayı umuyoruz.
Makale serilerinden |
![]() |
Savaş suçu, askerî veya sivil, kişi veya kişilerin, savaş kanunları ihlâli için uluslararası ceza hukuku çerçevesinde cezalandırılabileceği suçtur. Bunlar özellikle, sivil halkın öldürülmesi, kötü muameleye tabi tutulması veya zorla çalıştırılması, savaş esirlerinin öldürülmesi ya da kötü muameleye tabi tutulması, rehinelerin öldürülmesi, kamu ve özel kişilerin mallarının yağmalanması, gereksiz yere şehirlerin yakılıp yıkılması gibi eylemleri kapsamaktadır.[4] Devletler arası çatışmalarda savaş kanunlarının her ihlâli bir savaş suçu sayılmaktadır, ama devlet içi çatışmalarda yer alan ihlâller savaş suçu sayılmayabilir.
Savaş hukuku sınırları içinde, yerleşmiş güvenliğinin ihlâli, çatışma esnasında kabul edilmiş prosedürlerin ve kuralların çiğnenmesi, örneğin ateşkes bayrağını kaldıranlara saldırmak veya ateşkes bayrağını yanıltıcı şekilde kullanıp saldırmak, savaş suçu sayılır.
Savaş esirlerine ve sivillere karşı kötü davranmak da savaş suçu oluşturan davranışlar arasında yer alır. Savaş suçları toplu katliam ve Soykırım olaylarının bir parçası olmasına rağmen, bu tip suçlar genel olarak uluslararası insani hukuk çerçevesinde insanlığa karşı suçlar kapsamına girer.
Savaş suçlarının uluslararası insani hukuk alanında önemli bir yeri vardır ve bu alanda Nürnberg Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi gibi uluslararası mahkelemer düzenlenmiştir. BM Güvenlik Konseyi tarafından oluşturulan Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Ruanda için Uluslararası Ceza Mahkemesi yakın tarihten örneklerdir.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 1 Temmuz 2002 tarihinden sonra işlenmiş savaş suçları davalarının görüşülmesi için Lahey'de kuruldu. Bazı ülkeler, özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve İsrail, mahkemeye karşı eleştirilerde bulunup, katılmayı reddetmişlerdir ve mahkemenin vatandaşları üzerinde yargılama yetkisine sahip olmasına izin vermemişlerdir.
Nazilerin Sovyet savaş esirlerine işledikleri suçlar savaş suçuna örnek teşkil eder.
Savaş suçları, Orta Çağ'dan beri ulusal mahkemeler tarafından cezalandırılabilmiştir. Savaş suçlarının ilk kez kapsamlı bir kanun halinde toplanması, Amerikan İç Savaşı sırasında Başkan Lincoln tarafından 1863'te çıkarılan Lieber Kuralları´nda gerçekleştirildi. O tarihten bu yana 1907 tarihli IV nolu Lahey Sözleşmesi ve onun yönetmelikleri, 1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri ve onların 1977 tarihli protokolleri de dahil olmak üzere pek çok uluslararası insancıl hukuk sözleşmesi hazırlanmıştır. Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü´nün (Statü) 8. Maddesi bu anlaşmalarda ve uluslararası örf ve adet hukukunda tanımlanmış uluslararası silahlı çatışma esnasında işlenen savaş suçlarının büyük bir bölümü üzerinde Uluslararası Ceza Mahkemesi´ne (UCM) yetki verir. Bu iç savaşlar gibi günümüzün en yaygın çatışmaları olan uluslararası olmayan silahlı çatışmalarda işlenmiş savaş suçlarını yargılama yetkisinin de, Uluslararası Ceza Mahkemesi´ne verilmesi yoluyla uluslararası hukuktaki en son gelişmeleri de teyit etmektedir. İnsanlığa karşı suçlardan farklı olarak bir savaş suçu tek, ayrı, dağınık ya da rastgele bir eylem olabilir. Bu eylemlerin yaygın ve sistematik olmasına yönelik herhangi bir koşul yoktur.
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin görev alanına giren, Lahey yönetmeliklerinde ve Cenevre Sözleşmeleri'nin I. Protokol'ünde ve uluslararası örf ve adet hukukunda tanımlanmış ihlallerin bazıları şunlardır:
Bu zamana kadar savaş suçları nedeniyle yargılanan eski devlet ve hükûmet başkanlarından bazıları:
Savaşın yasallığı kazananlara verdiği öncelik nedeniyle eleştiri noktası haline gelmiştir çünkü bazı olaylar savaş suçları olarak algılanmamaktadır. Bu olaylar arasında ABD'nin I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı sürecinde sivil hedefleri yok etmesi ve atom bombalarının Hiroşima ve Nagasaki'de kullanımı yer almaktadır. Endonezya'nın 1976 ve 1999 tarihleri arası Doğu Timor'u işgali de bazı kesimler tarafından savaş suçu olarak algılanmaktadır.