Bu yazıda Batı karşıtlığı konusunu araştırmak ve günümüz toplumundaki önemini araştırmak istiyoruz. Batı karşıtlığı son yıllarda pek çok insanın dikkatini çeken bir kavramdır ve günlük yaşamın farklı alanlarına da yayılmaktadır. Batı karşıtlığı'in zihinsel sağlık üzerindeki etkisinden işyerindeki etkisine kadar, günlük yaşamlarımızda ortaya çıkan zorluklar ve fırsatlarla yüzleşme şeklimizde önemli bir rol oynadığı kanıtlanmıştır. Bu makale aracılığıyla, Batı karşıtlığı ve bunun toplumumuz üzerindeki etkisi hakkındaki farklı bakış açılarını analiz etmeye çalışacağız ve şu anda çok önemli olan bu konu üzerinde düşünmeye ve tartışmaya davet eden ayrıntılı bir analiz sunacağız.
Batı karşıtlığı veya Atlantik karşıtlığı, Batı kültürü ve Batı dünyası ile ilişkili kurumlara karşı olumsuz bir tutumdur.[2][3]
Anti emperyalizm birçok durumda Batı karşıtlığının itici gücü olmaktadır. Dahası Batı karşıtlığı, başta Hollanda, Almanya ve Birleşik Krallık olmak üzere Batı ülkelerinde ortaya çıkabilmektedir. İslam dünyasında ise özellikle Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı bir Batı karşıtlığından söz edilebilir. ABD'ye olan nefret, İsrail'e verdiği destek, Irak'ın işgali ve İran'a karşı yaptırımlarından kaynaklanmaktadır.[4]
Soğuk Savaş'ın ardından Samuel P. Huntington, ekonomi-politik (Liberalizm-Komünizm) çatışmaların yerini kültür çatışmalarının alacağını savunmuştur. Huntington, İslam dünyasının giderek radikalleşeceğini ve bununla birlikte Batılılaşmayı reddeceğini düşünmektedir.
Komünist Çin'de Batı karşıtı tutum Çinli gençler arasında 1990'ların başında gelişmiştir.[5] Batı karşıtlığında bir kırılım noktaları olarak Amerika Birleşik Devletleri'nin Çin'in Belgrad Büyükelçiliği'ni bombalaması,[6] Olimpiyat meşalesinin taşınması sırasında yaşanan protestolar[7] ve Mart 2008 Tibet gösterileri sayılabilir.[8][9] Çin'de yapılan araştırmalar halkın ABD'ye karşı herhangi bir önyargııya sahip olmadığını gösterse de[10] Batı'ya karşı Aşağılanma yüzyılı ile başlayan aşağılık kompleksi etkisini korumaktadır.[11] Aşağılık kompleksi Komünist Parti'nin "Yurtsever Eğitim Kampanyası" ile pekiştirilmektedir.[12]
Japonya'da Batı kültürüne karşı eleştiri geleneği söz konusudur.[13]
Hindistan, bir dominyon olduğu sırada gelişen Hindistan Bağımsızlık Hareketi, temelini Batı karşıtlığından almıştır.[14]
Singapur'un eski başbakanı Lee Kuan Yew, Doğu Asya ülkeleri Komünist Çin, Japonya, Kore ve Vietnam gibi "Asya değerleri" üzerine eğilmesi gerekliliğini tartıştı.[15] Asyanın Dört Kaplanı liberal demokrasi gibi toplumsal kurumları kabul etmeden Batı tarzı yaşam biçimini benimsemelidir.
İslamcılar Batı eleştirilerinde Alexis Carrel, Oswald Spengler, Arnold Joseph Toynbee ve Arthur Koestler gibi düşünürlerden yararlanır.[16]
El-Kaide ve Irak ve Şam İslam Devleti gibi radikal dinci gruplar Batı karşıtlığından beslenir ve "kafir" olarak gördükleri Batı ülkelerinde çeşitli terör eylemleri gerçekleştirmektedirler.[17]
Arap dünyasında, Arap Baharı ile gelen sözde özgürleşme hareketleri sosyalizm, laiklik veya milliyetçilik gibi çağdaş Batılı değerleri doğuramamıştır.[18]
Amsterdam'da Fas kökenli öğrencilerin yaklaşık yarısı kendini Hollanda'ya ait hissetmemektedir. bu öğrenciler kendilerini 'Müslüman' olarak tanımlamakta ve Batı karşıtlığını dile getirmektedir. Ancak, kendi ülkelerine dönmeyi de düşünmemektedirler.[19]
Rusya'da Batılılaşma yanlıları ile Slavcılar arasındaki tartışmaların kökeni 19. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Batıcılar, Rusya'yı geri kalmış bir Batı ülkesi olarak görürken ikinci grup bu iddiaları yadsıdı ve Batı'yı bir kötülük simgesi olarak gördü. III. Aleksandr döneminde Batı karşıtlığının en önemli figürü eski bir liberal olan Konstantin Pobedonotsev'di.
Komünist Rusya'da Batı, 'kapitalist dünya' ile aynı anlama sahipti ve 'Batı'nın yozlaştırıcı etkisi' bir klişe haline gelmişti.
Soğuk Savaş'tan sonra Batı karşıtlığını açıkça dillendirilen kesim muhafazakarlar oldu.
Vladimir Jirinovski gibi aşırı milliyetçi kişiler hem komünizm hem de Batı etkisine karşıydılar.
Vladimir Putin'in de küreselcilik ve neoliberalizme karşı çıkışları bulunmaktadır.[20] Rusya'da özellikle milliyetçiler LGBT haklarını Batı özentiliği görüyor ve Rusya'nın bu alanda geri kalması konusunda hükûmet politikalarını destekliyor.[21]
Türkiye'de Batı karşıtlığının uzun bir tarihi vardır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde batı karşıtlığı ülkede bir gelenek haline gelmiş, 2003 Irak askerî müdahalesi sonrası ise çoğu kesimde batı karşıtlığı önemli derecede yükselmiştir. Osmanlı döneminde ülkedeki Batı karşıtlığı genellikle İngiliz karşıtlığı ve Fransız karşıtlığı temelli olsa da günümüzde Batı karşıtlığı çoğunlukla Amerikan karşıtlığı temellidir.[22][23] 2014'te BBC tarafından yapılan bir ankete göre, Türkiye halkının %30'u Birleşik Krallık'a karşı olumsuz görüşler beslemektedir. Aynı ankete göre Fransa'ya karşı beslenen olumsuz görüşlerin oranı %29, Almanya'ya karşı beslenen olumsuz görüşlerin oranı ise %24'tür.[24] 2017'de yapılan başka bir ankete göre ise Türkiye halkının %67'si Amerikanlara karşı olumsuz görüşlere sahip olduğunu belirtti ve Türk katılımcıların %82'si ülkelerinde Amerikan fikirlerinin ve geleneklerinin yayılmasını onaylamadığını söyledi. Anketin yapıldığı bütün milletler arasında Amerikanlara karşı en olumsuz olan millet Türkler idi.[25]
Amerikan 6. Filo'nun 1967-1969 yılları arasındaki İstanbul'u ziyaretine karşı girişilen eylemler sırasında özellikle Beyoğlu'nda Amerikan askerlerine karşı birçok saldırı gerçekleşti. Amerikan askerlerinin başlarından keplerini kapmak, üstlerine kırmızı boya atmak, üniformalarını jiletlemek ya da kıstırıp hırpalamakla başlayan eylemler askerlerin denize atılmasına kadar vardı.[26][27]
Mart 2009'da, ABD başkanı Barack Obama'nın Türkiye'ye ziyareti sırasında Amerikan karşıtı protestocular üzerinde "Dünya halklarının düşmanı Amerikan emperyalizminin yeni başkanı Obama, senin de ellerin kanlıdır. Ülkemizden defol." yazılı pankartlar açtılar.[28] Protestocular ayrıca "Obama ülkemizden defol", "Katil ABD işbirlikçi MGK" ve "Yankee go home" gibi diğer Amerikan karşıtı sloganlar kullandılar.[29][30]
Kasım 2014'te Türkiye Gençlik Birliği (TGB) üyesi 20 kişilik bir grup, ellerinde Türk bayrakları ile Eminönü’ndeki iskele meydanında bulunan üç Amerikan askerine kırmızı boya atarak başlarına çuval geçirmeye çalıştı.[31] TGB İstanbul İl Başkanı Uğur Aytaç daha sonra olayın 2003'teki Çuval Olayı'na karşılık olarak gerçekleştirildiğini belirtti ve ABD askerlerinin "Türkiye’de rahat gezemeyeceğini" söyledi.[32]
2020 yılında Charlie Hebdo'nun Recep Tayyip Erdoğan karikatürü ve Fransa'nın 2020 Dağlık Karabağ Savaşı sırasında Ermenistan'a olan yakınlığı sebebiyle Türkiye'de Fransız karşıtlığı gelişmeye başladı.[33][34][35]