Bugün Nasyonal sosyalist ideolojide sosyalizm toplumda büyük ilgi gören ve alakalı bir konu olmaya devam ediyor. Teknolojinin ilerlemesi ve küreselleşmeyle birlikte Nasyonal sosyalist ideolojide sosyalizm, insanların günlük yaşamlarında giderek daha fazla yer alan bir konu haline geldi. Kişisel, sosyal veya iş düzeyinde olsun, Nasyonal sosyalist ideolojide sosyalizm hayatımızın her yönünü etkiliyor. Bu makalede, tarihi ve evriminden bugünkü etkisine kadar Nasyonal sosyalist ideolojide sosyalizm ile ilgili farklı yönleri inceleyeceğiz. Ek olarak, Nasyonal sosyalist ideolojide sosyalizm'in farklı alanları nasıl etkilediğini ve yaşama ve çevremizdeki dünyayla ilişki kurma şeklimizde nasıl önemli değişiklikler yarattığını inceleyeceğiz.
Makale serilerinden |
![]() |
Makale serilerinden |
![]() |
Nasyonal sosyalizm ideolojisinde sosyalizmin ne anlama geldiği veya neden bu ismin tercih edildiği, Naziler hakkında yapılan tartışmalara konu olmuştur. Sık görülen bir düşünceye göre; amaç sadece o dönem sosyalizm sözcüğünün popülerliğinden, işçi sınıfını olumlu biçimde etkilemesinden ve alt sınıfı partiye kazandırma isteğinden dolayı ideolojiye ve partinin ismine sosyalizmin entegre edildiğidir. Bunun dışında sosyalizm sözcüğünün Naziler tarafından bireyciliğe karşı çıkış anlamında da kullanıldığı da söylenir.
O yılların siyaset çevrelerinde de sosyalizm sözcüğünün oy kazanma maksadıyla Naziler tarafından kullanıldığı iddiası dile getirilince Adolf Hitler bunu reddetti ve şöyle dedi:
Gene aynı dönem 1923 yılında Hitler verdiği bir röportajda, nasyonal sosyalizmin sosyalizm anlayışı hakkında şu açıklamayı yaptı:
1919'da Anton Drexler tarafından kurulmuş Alman İşçi Partisine, Adolf Hitler katıldıktan sonra kısa süre içinde fikirlerini yaydı ve parti içinde üstünlük kurdu.[2] Hitler'in parti ismi için ilk önerisi partinin konumunun sosyalizm ile bağdaştırılmaktan uzak tutmak için "Sosyal Devrimci Parti" olsa da toplumun geniş kesimlerine hitap etmesi için Rudolf Jung'un Hitler'i ikna etmesiyle, o dönem Avusturya'da faaliyette olan partiden (Deutsche Nationalsozialistische Arbeiterpartei) örnek alınarak Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisine karar verildi.[3]
Nazi Partisine ideolojik olarak yakın sayılabilecek ve "sosyalist" ismini kullanan başka bir milliyetçi parti ise Alman milliyetçisi ideolojiyi benimsemiş Alman Sosyalist Partisi'dir. Önde gelen bir tarihçinin iddiasına göre Adolf Hitler, Alman İşçi Partisine katılmadan daha önce Alman Sosyalist Partisine üye olmak istedi ama üyelik talebi kabul edilmedi.[4]
Nasyonal sosyalistler özellikle 1920'li yıllarda kapitalizmi Alman ırkına zararlı kötü bir sistem olarak tanımladı. Kapitalizmi millî birliği veya ırksal birliği sağlamak yerine bencilliğe ve bireyciliğe dayalı bir sistem olarak gördüler ve Yahudilikle ilişkilendirdiler. Marksistleri ve komünistleri gerçek anti-kapitalist olarak görmeyen düşünceler de bazı Nazilerce dile getirildi. Örnek olarak, nasyonal sosyalizmin başlıca entelektüel isimlerinden biri olan Oswald Spengler, Marksizm'i "işçi sınıfının kapitalizmi" olarak adlandırdı.[5] Naziler iktidara geldiklerinde Almanya'da günümüzde bilinen anlamıyla bir ekonomik sosyalizm programı veya özel mülkiyeti kısıtlayan bir sistem uygulamadılar. Sosyal devrim söylemlerde bulunan ve özel mülkiyetin sınırlandırılmasından yana olan parti içi Strasserist fraksiyon komünistleşmekle suçlanarak Nazi Partisinden kovuldu.
Nasyonal sosyalist hükûmet Almanya'da üretim araçlarına sahip değildi. Nazi iktidarı döneminde üretim araçları özel mülk olarak devam etti ama Naziler onları kendi isteklerine göre kontrol etmeye çalıştı. Naziler içerisinden Sturmabteilung lideri Ernst Röhm gibi bazı Naziler üretim araçlarında özel mülkiyetin bir miktar devletleştirilmesini savundular.[5] Alman sanayi lideri ve Almanya'da dönemin en zengin iş adamlarından biri olan Fritz Thyssen, 1935 sonrası birçok konuda nasyonal sosyalistlerle ters düştü ve İkinci Dünya Savaşı döneminde yakalandığında toplama kampına atıldı.
Hitler, günümüzde bilinenden çok farklı bir sosyalizm tanımı yaparak kendini sosyalist olarak tanımladı ve bu sözcüğün komünizm ve Marksizm ile benzer görülmesine karşı çıktı. 1930'da siyasi olarak zıt düştüğü biriyle girdiği bir tartışmada Hitler şöyle söyledi:
Hitler "sosyalist" sözcüğünü anti-bireycilik ve anti-liberal anlamlarda da kullandı. Irksal dayanışmayı, kolektivizmi savundu. Hitler liberal düşünceden hoşlanmıyordu, bunu Nazi Partisinin ilk dönemlerinde de dile getirdi. Hitler ırksal refah için ortaklaşa hareket etmeyi Almanların öz atalarıyla da ilişkilendirdi.
Hitler, "kendinize neden nasyonal sosyalist diyorsunuz?" şeklindeki bir röportaj sorusuna şöyle yanıtlar verdi:
Adolf Hitler'e göre "sosyalizm" sözcüğü Marksizm veya komünizmle benzer anlamı taşımıyordu. Hitler özel mülkiyete karşı olmadığını ve millî sermayenin yok edilmesinin hem ülkeye hem ırka hem işçiye zarar vereceğini, dolayısıyla halkın refahını bozacağı için sosyalizme aykırı olduğunu savundu. Ona göre; işçinin ve alt kesimlerin refahını sağlamak ve tüm Almanları refahta birleştirmek sosyalizmdi. Geliştirilecek sosyal politikaların ırksal refahı sağlaması gerçek sosyalizmi sağlayacaktı ve Hitler'e göre komünizm Almanların en büyük düşmanlarından biriydi, komünizmin millî sermayeyi yok etmeyi amaçlayarak sosyalizmi sağlamaya çalışması Hitler'e göre Yahudice bir yöntemdi. Yahudice olmayan ve millî olan yöntem ise Hitler'e göre işçilerin yabancı sermayeye karşı savaşmasıydı. Hitler, serbest piyasadan nefret ediyordu çünkü ırkları ve kültürleri birbirlerine yaklaştırıyordu. Ayrıca bir savaş propagandasının etkili olmasını azaltıyordu.[5]
Hitler, Almanya'daki muhafazakâr ve milliyetçi hareketlerle ittifak kurduktan sonra Başkan Paul von Hindenburg tarafından şansölye olarak atandı ve 1933'te bağımsız kanun çıkarmasını sağlayan yetki kanunu aldıktan sonra komünist, sosyalist, demokrat ve Yahudileri kamu hizmetlerinden ihraç etti. İşçi sendikalarını yasakladı. Alman Komünist Partisi ve Sosyal Demokrat Partinin önde gelen üyeleri tutuklandı ve diğer siyasi partileri yasakladı. Hitler, ilerleyen dönemde Uzun Bıçaklar Geçesinde, Marksistleşmekle suçladığı Gregor Strasser'in öldürülmesini emretti ve Nazi Partisindeki son sosyalist izler de silinmiş oldu.[7]
Adolf Hitler, Alman ulusunun düşmanlarının "sömürücü kapitalizm" ve "yıkıcı Bolşevizm" olduğunu iddia etti. İntihar etmeden evvel, 24 Şubat 1945 tarihinde yaptığı halka açık son konuşmasında Hitler; Müttefikler'i kastederek şöyle dedi:
Parti lideri Hitler'e kıyasla Naziler arasında çok daha radikal biçimde kapitalizmi eleştirenler bulunuyordu. Sermaye sahiplerini ve burjuva sınıfını Alman ırkına karşı zararlı olarak görenler vardı.
Nazi Partisine üye olduktan sonra hızlı biçimde üst kademelere yükselen Joseph Goebbels özellikle 1920'li yıllarda kapitalizme karşı sert eleştiriler yaptı. Goebbels, daha çok Almanya'nın kuzeyinde örgütlenen ve anti-kapitalist milliyetçi bir tutumu savunan Gregor Strasser ve Otto Strasser ile iyi ilişkiler kurdu.
Goebbels, kapitalizmi kölelik sistemi olarak gördü ve kapitalizmi komünizmden daha beter olarak tanımladı. 1925 yılında günlüğünde şöyle yazdı:
Burjuvaziye karşı çıkan Goebbels, Hitler gibi "sosyalizm" ile "Marksizm" ideolojilerinin aynı sayılmasına karşı çıktı. Nasyonal sosyalizmi "gerçek sosyalizm" olarak tanımlayarak şöyle söyledi:
1927 yılında ise zengin sınıfı kastederek şöyle yazdı:
Strasserizm, Nazi Partisi içerisinde ortaya çıkan bir anti-kapitalist milliyetçi fraksiyondur. Bu fraksiyonun liderliğini Gregor Strasser ve Otto Strasser kardeşler yürütmekteydi. Partinin Almanya'da kuzey kolunda ağırlıklı olarak faaliyet yürüttüler. Özellikle 1 mayıs işçi bayramlarında işçilere hitap eden konuşmalarda kapitalizmi ve liberal demokrasiyi eleştirdiler. Gregor Strasser 1926 yılında şöyle bir konuşma yaptı:
1930 yılında Hitler, Almanya'da büyük sermaye sahipleriyle açık biçimde anlaşınca Otto Strasser, Hitler'in nasyonal sosyalizmin özüne ihanet ettiğini düşündü ve Hitler'den hayal kırıklığına uğradı.[13] Hitler, hem ideolojik farklılıklar hem de Otto Strasser'ın davranışlardan iyice rahatsız olunca onu partiden kovacağına dair belirtiler gösterdi. Partiden ayrılan Otto Strasser "Kara Cephe" (Schwarze Front) adında, gerçek nasyonal sosyalizmin temsilci olarak tanımladığı bir parti kurdu.
Ernst Röhm ve Sturmabteilung (SA) üst kademesi her ne kadar Strasserizm kadar radikal olmasa da nasyonal devrimden sonra ikinci devrim olarak sosyal politikalara ağırlık verildiği bir "sosyalist devrim" taraftarıydılar. Ernst Röhm, büyük sermaye sahiplerine baskı kuran sosyal politika vaatlerinin uygulanmasını istedi. Bunlar içerisinde, devletin sermaye sahiplerine müdahale etmesi ve işçilere daha adil maaşlar verilmesi gibi istekleri vardı. Ernst Röhm, Strasser kardeşler gibi kapitalizme karşı doğrudan ağır söylemlerde bulunmasa da daha adil ve alt/işçi sınıfını daha çok esas alan politikalar istedi. Sturmabteilung mensupları içerisinde işçi sınıfından gelenlerin çoğunluğu oluşturması sebebiyle de SA, Hitler için bir tehdit halini aldı. Netice olarak Uzun Bıçaklar Gecesi'nde Ernst Röhm ve takipçileri öldürüldü.[14]
Nasyonal Sosyalist Parti'de anti-kapitalist fraksiyona karşı olarak; en başından beri sermaye sahipleriyle, sanayicilerle veya burjuvayla iyi geçinmeyi savunanlar vardı. Bunlar partinin muhafazakâr kanadıydı ve Uzun Bıçaklar Gecesi sonrası en tepede bulunan önemli isimleriydi. Çoğu SS mensubu da dahil olmak üzere SS lideri Heinrich Himmler, Reinhard Heydrich ve Hermann Göring bu isimlerden bazılarıdır.
Genel olarak orta veya üst sınıftan gelen Schutzstaffel (SS) mensupları ile ağırlıklı olarak işçi sınıfından gelen Sturmabteilung (SA) arasında olan gerginliklerden birinin sebebi sosyal politik ideoloji üzerineydi. SA içerisinde sosyalist politikalara gerçekten inanan ve aynı zamanda düzenli Alman Ordusu yerine gerçek bir devrimci ordu olmak isteyen birçok üyeyi içeriyordu.[15]
Heinrich Himmler, Reinhard Heydrich ve Hermann Göring özellikle Uzun Bıçaklar Gecesi'nin gerçekleşmesinde Hitler'i ikna eden isimlendirdi. Hermann Göring ve Heinrich Himmler, sosyal devrim söylemlerinde bulunan SA lideri Ernst Röhm'ün önemli düşmanıydı.[16]