Bugünkü yazımızda son yıllarda ilgi ve tartışma yaratan bir konu olan Ayşe (operet) konusunu inceleyeceğiz. Ayşe (operet), toplum üzerindeki etkisinden ekonomik sonuçlarına kadar çok çeşitli yönleri kapsayan bir konudur. Bu makale aracılığıyla, okuyucuların bu konuyu daha iyi anlamalarına olanak tanıyan geniş ve eksiksiz bir genel bakış sağlamak amacıyla Ayşe (operet) hakkındaki farklı bakış açılarını ve görüşleri analiz edeceğiz. Ek olarak, Ayşe (operet) ile ilgili zorlukların üstesinden gelmek için olası çözümleri ve stratejileri tartışacağız. Bu makalenin, Ayşe (operet) ve bunun farklı alanlardaki etkileri hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için bilgilendirici ve alakalı olmasını umuyoruz.
Özgün dil | Türkçe |
---|---|
Müzik | Muhlis Sabahattin Ezgi |
Libretto | Gülriz Sururi (son versiyon) |
Gala | 1929 |
İlk gösterim yeri | Samsun |
Ayşe, 1929'da Muhlis Sabahaddin Ezgi tarafından bestelenen Türkçe operet. 1966'da Lûtfullah Sururi tarafından radyofonize edilen eser, 2000'li yıllarda Gülriz Sururi tarafından düzenlenerek yeniden sahneye konmuştur.[1] ö
Ayşe, 1920'lerin Türkiyesini Ege ve İstanbul olarak iki ayrı coğrafyada sunar. O yılların görkemli İstanbul hayatı; Muhlis Sabahaddin'in ezgilerinin eşlik ettiği çarlistonlar, tangolar, fokstrotlar ve valslerle sahneye taşınırken, dönemin saflığını koruyan köy hayatı ise zeybekler ve halaylarla sergilenir.
23 Temmuz 1908'de ilan edilen II. Meşrutiyet, pek çok toplumsal silkelenmenin başlangıcı olduğu gibi, operetin de sosyal gereksinim olarak algılanmasını sağladı. Cumhuriyet sonrasında Muhlis Sabahaddin Bey, Türk operet tarihinin en önemli şahsiyeti oldu. Muhlis Sabahattin'in akla ilk gelen yapıtı 1929'da bestelediği Ayşe operetidir. İlk gösterimi bestelendiği yıl Samsun'da yapılan[2] eserin ilk gösterilerinde Suzan Lûtfullah, Toto Karaca, Melek Muhlis Sabahattin, Necla Kemal, Şevkiye May Hanımlar; Lûtfullah Sururi, Ömer Aydın, Salâh Cahit, Kemal Rıfat, Beliğ Selönü, Mehmet Ali, Reşit Gürzap, Avni Dilligil, Lütfi Ay, Celal Sururi ve Muammer Karaca gibi Türk tiyatrosunun önemli oyuncuları rol aldı.[3]
1966'da Lûtfullah Sururi tarafından radyofonize edilen eser, 2000'li yıllarda Gülriz Sururi tarafından yeniden düzenlendi ve ilaveler yapılarak tekrar sahneye kondu.
Operetin notaları henüz 20'li yaşlarındayken Gülriz Sururi'ye babası Lûtfullah Sururi tarafından verildi. Lûtfullah Bey Gülriz'e, daha önce annesinin oynadığı Ayşe rolünü mutlaka oynaması gerektiğini söyledi. Gülriz Sururi 90'lı yıllarda eserin telif hakkı sahiplerine ulaştı ve elde kalan kısımlarının telifini aldı.[1] Oldukça kısa olan orijinal metnin üzerine ilaveler yaparak ve çağdaş bir şekilde yorumlayarak 2000 yılında oyunu yeniden yazdı. Ancak operette hiçbir zaman rol almadı. Sururi bir röportajında, "Oyunda oynamaya o gün karar vermiş olsaydım, Hale rolünü seçerdim" dedi.[4]
Zaman: 1920'li yillar Mekan: İstanbul
Ana teması aşk olan[4] operet, İstanbul'un altın yıllarında geçmektedir. "Café Chantan"lardan birinin güzel şarkıcısı Neşe ile köylü kızı Ayşe arasında kalan Necmi Paşa'nın oğlu Ahmet'in öyküsünü anlatır. Ayşe sevdiği adamdan hamile kalır ve onun peşinden büyük şehire gelir.[3]
![]() | Tiyatro ile ilgili bu madde taslak seviyesindedir. Madde içeriğini genişleterek Vikipedi'ye katkı sağlayabilirsiniz. |